Görünür Olan Tarih: Büyükada Sahilinde Saklı Kalan Bir Hat
13 Ocak 2026’da, Büyükada Şehir Hatları İskelesi ile Belediye Binası arasındaki sahil bandında, imara aykırı yapıların kaldırılmasıyla birlikte yıllardır üstü örtülen bir hat yeniden ortaya çıktı. Adalar Belediyesi’nin, Koruma Kurulu ve İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik Müdürlüğü kararları doğrultusunda; belediye ve İBB zabıta birimlerinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen çalışma, yalnızca bir yıkım değil, başlı başına bir hafıza tazeleme eylemiydi.


Yıllardır geçici eklerin ve balık lokantaları tarafından yapılan müdahalelerin arkasında kalan balüstratlar; şehrin belleğine ait, unutulmuş bir kentsel düzenlemeyi yeniden görünür kıldı. Bugün “saklı bir hazine” gibi karşımıza çıkan bu betonarme korkuluklar, estetik bir unsur olmasının yanı sıra; Büyükada’nın ve İstanbul’un modernleşme hikâyesinde çok özel bir yere sahip.

Büke Uras’ın "Büyükada: Moris Danon Koleksiyonu" kitabında aktardığı üzere, modernizm Büyükada’ya ilk kez bir bina ile değil, bir kentsel düzenleme ile girer. 1925 yılında, rıhtım boyunca oluşturulan çizgisel gezinti güzergâhı üzerinde, dairesel açıklıklı betonarme korkuluklar ve elektrik telleriyle birbirine bağlanan, her iki yüzünde ampuller taşıyan aydınlatma direkleri yerleştirilir. Bu düzenleme, 19. yüzyılın son çeyreğinde görülen geçici ahşap direklerin süreklilik kazanmış, kamusal ve kalıcı bir devamı niteliğindedir.
Sahil şeridinin kesintisiz bir gezinti yoluna dönüştürülmesi — bugün gördüğümüz gibi — çok sayıda yapının kamulaştırılarak yıkılmasıyla mümkün olur. Ortaya çıkan bu bütüncül tasarım; yolu sınırlayan korkulukları, aydınlatma elemanları ve kıyı boyunca uzanan ritmiyle, dönemin sınırlı mali imkânlarına rağmen Cumhuriyet dönemi İstanbulu’nun ilk kapsamlı kent mobilyası tasarımlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Moris Danon Koleksiyonu’nda, bu düzenlemenin açılışına dair — kurban kesilen — bir tören fotoğrafının bulunması, kamusal ölçekte verilen önemi açıkça gösterir.






Bugün sahilde ortaya çıkan balüstratlara bakarken aslında yalnızca basit bir mimari detayla karşılaşmıyoruz; kentin ve yurttaşların kıyıyla kurduğu ilişkiyi düzenleyen, yürüyüşü merkeze alan, sürekliliği ve açıklığı önceleyen bir kamusal düşünceyi görüyoruz. Bu nedenle, bundan sonraki sahil düzenlemesine dair beklenti de tam olarak buradan doğuyor. Mimari açıdan yetkin olmasam da 1925 düzenlemesini bir “nostalji nesnesi” olarak görmemek; aksine kamusal mekân tasarımında bir referans noktası olarak ele almak gerektiğini düşünüyorum. Balüstratların korunması, görünür kılınması ve bütüncül bir sahil düzenlemesi içinde yeniden anlamlandırılması; Büyükada’nın ve İstanbul’un modern mirasına saygının en güçlü göstergelerinden biri olacaktır.
Çünkü bazen yapılması gereken, "yeni bir şey eklemek" olmaz; var olanın üzerindeki fazlalıkları kaldırmak gerekir. Restoran işletmecileriyle yapılan toplantılarla birlikte yürütülen ve işletmelerin de sürece katkı sunduğu bu çalışmayı mümkün kılan Adalar Belediyesi’ne ve sahili yeniden halkla buluşturan tüm yetkililere teşekkürler.

Kaynak notu: Bu yazıda yer alan 1925 Büyükada kıyı düzenlemesine ilişkin bilgiler ve fotoğraf, Büke Uras'ın "Büyükada: Moris Danon Koleksiyonu" adlı çalışmasından yararlanılarak aktarılmıştır. Yıkım fotoğrafları Adalar Belediyesi x hesabından alınmıştır.
